Nükleer ilah Modernizasyonu Öncelik Kazanıyor

AddThis

Ramesh Jaura
IDN-InDepth NewsAnalysis

BERLİN (IDN) – Stanley Kubrick’in “Dr. Strangelove ya da Nasıl Endişelenmekten Vazgeçip Bombaları Sevmeyi Öğrendim” adlı filmini anımsatan bir şekilde nükleer sahibi ülkelerin hiçbiri nükleersiz bir gelecek için aktif şekilde çaba göstermiyor. Tam tersine, yakın zamanda çıkan bir rapora göre bu korkunç cephaneliğin kullanılması ihtimali giderek güçleniyor.

Dünya genelindeki rahatsız edici gelişmelere dikkat çeken rapora göre “ABD ve Rusya arasında imzalanan –ve 5 Şubat 2011’de yürürlüğe giren- yeni START anlaşması silah kontrolü açısından son 20 yılın en önemli gelişmesi olsa da, anlaşmada yer alan boşluklar iki devletin nükleer cephaneliğinde ciddi bir daralma yaşanmasını önleyebilir”.

Raporun yazarı Ian Kearns, “Nükleer silah sahibi ülkelerin silahsızlanmayla ilgili varolan söylemleri bir yana, bu alanda yeni gelişmeler olmadığı sürece eldeki kanıtlar nükleer silah modernizasyonu konusunda yeni bir döneme girileceğine işaret ediyor” diye uyarıyor.

Kearns bu görüşünü Britanya dışında bulunan nükleer silah cephaneliği üzerine veriler ve analizlerle destekleyerek, modernizasyon eğilimlerini, nükleer doktrin ve bildirim politikalarını ve nükleer silah sahipliğini vurgulayan savunma anlayışlarını inceliyor.

Bağımsız, partiler arası bir yapı olan UK Trident Komisyonu için hazırlanan bir tartışma belgesi olan rapor kasım ayında Britanya Amerika Savunma Bilgi Konseyi (BASIC) tarafından yayınlandı.

Daha Fazla Nükleer Ülke

1980’lerin ortasından bu yana küresel ölçekte nükleer silah sayısında ciddi bir düşüş yaşansa da, nükleer silah sahibi ülke sayısının arttığını belirten rapor “sayıları 20 bine ulaşan nükleer silahların bugün en istikrarsız ve şiddete meyilli bölgelerdeki ülkelerin elinde olduğunu; Kuzey Doğu Asya, Ortadoğu ve Güney Asya’da ciddi çatışma tehlikeleri ve dolayısıyla da nükleer silahların kullanılmasıyla ilgili potansiyelde artış bulunduğunu” söylüyor.

Veri analizleri uzun vadeli nükleer güç modernizasyonu ve geliştirme programlarının hali hazırda tüm nükleer sahibi ülkelerde uygulandığını gösteriyor: Önümüzdeki 10 yılda bu amaç doğrultusunda kullanılmak üzere yüz milyarlarca dolar kenara ayrılmış durumda. Sadece ABD ve Rusya’da değil, Çin, Pakistan, Hindistan ve diğer ülkelerde de önemli çabalar var.

Modernize Nükleer Silahlar

Hemen hemen tüm nükleer sahibi şirketler yeni ve modernize edilmiş nükleer silahlar üretirken, Hindistan ve Pakistan gibi bazıları daha uzun mesafelerde ya da kısa mesafede taktik amaçlarla kullanılabilecek şekilde ellerinde olandan daha küçük ve hafif savaş başlıkları üzerinde çalışıyor.

Fırlatma sistemleriyle ilgili olarak da rapor “Rusya ve ABD bir dizi hava, kara ve deniz kuvvetini uzun vadede kullanmak üzere koruyor. Çin, Hindistan ve İsrail de kendi sistemlerini oluşturmanın peşinde. Çin ve Hindistan söz konusu olduğunda, kara sistemlerinin menzilini ve düzeyini artıracak ciddi balistik füze programlarının yanı sıra nükleer enerjiyle çalışan balistik füze donanımlı denizaltı geliştirme çalışmaları da yürürlükte” diyor.

“İsrail de nükleer başlıklı füze fırlatabilecek denizaltı filosunu büyütürken, uydu destekli roket fırlatma programı çerçevesinde kıtalararası balistik füze geliştirme yolunda ilerliyor.

“Pakistan sadece savaş başlığı cephaneliğini geliştirmekle kalmıyor, hammadde stokunu büyütecek yeni plütonyum üretim reaktörleri inşa ediyor ve Kuzey Kore gibi füze yeteneğini de artırıyor.

“Yakın zamanda balistik füze kullanan denizaltı filosunun modernizasyonunu tamamlayan Fransa aynı zamanda yeni ve daha yetkin bir hava bombardıman gücü inşa ederken, hava kuvvetlerinin sayısını azaltsa da yeni ve daha gelişkin savaş başlıklarını hem hava hem de denizden fırlatılabilen füze sistemlerine entegre ediyor.”

Bu veriler ABD Başkanı Barack Obama’nın Nisan 2009’da Prag’da yaptığı ve kendi yaşam süresinde olmasa bile nükleersiz bir dünya hayalini paylaştığı tarihi konuşmasında sadece üç yıl sonra geldi.

Nükleer Vazgeçilmez Görülüyor

Şoke edici olan gerçek şu ki, nükleer silah sahibi ülkeler “nükleer silahlanmayı ulusal güvenlik açısından vazgeçilmez kabul ederken, bazıları da caydırıcılığı aşacak şekilde nükleer silahlara ulusal savunma stratejilerinde önemli bir rol biçiyor”.

Kearns’a göre Rusya, Pakistan, İsrail ve Fransa’nın ve “neredeyse kesinlikle” Kuzey Kore’nin yaklaşımı bu şekilde. Hindistan da kimyasal ya da biyolojik saldırılara karşı nükleer silah kullanmanın kapısını açık bırakıyor.

Gerçekte, bağımsız Nükleer Silahsızlanma Üzerine Uluslar arası Komisyon’un belirttiği gibi “Sadece Çin açıkça silahların rolünü olası bir saldırıya karşı caydırıcılıkla sınırlarken tüm diğer ülkeler şu ya da bu düzeyde nükleer silahlarını diğer tehditlere karşı kullanma seçeneğini açık tutuyor”.

Suçlama Oyunu

Rapor, tüm nükleer sahibi ülkelerin modernizasyon ve geliştirme programlarını stratejik ya da potansiyel tehditlerle meşrulaştırdığının altını çiziyor.

Moskova Rusya’nın nükleer programının ABD balistik savunma sistemi ve konvansiyonel tehditlerinden duyulan endişenin yanı sıra Çin’e karşı konvansiyonel güçsüzlüğünü kapatmak üzere konumlandırıldığını söylüyor.

Çin modernizasyon ve geliştirme çalışmalarını ABD’yle ilgili benzer endişelere ve Hindistan’ın planlarına vurgu yaparak meşrulaştırıyor. Hindistan’sa nükleer programının Pakistan ve Çin’den gelecek tehditlere karşı olduğunu öne sürüyor. Pakistan nükleer programını Hindistan’ın konvansiyonel gücünün büyüklüğüne yanıt olarak savunuyor. Güney Asya’nın oldukça uzağında yer alan Fransa’ysa “başka bölgelerde büyüye giden” cephanelere karşı modernizasyona gittiğini belirtiyor.

Stratejik Olmayan Nükleer Silahlar

Rapora göre bazı devletler de stratejik olmayan nükleer silahların olası konvansiyonel tehditlere karşı güvence sunduğunu düşünüyor.

“Bu açıdan bu silahlar, konvansiyonel olarak güçsüz durumdaki devletlere, karşı taraftan nükleer bir saldırı gelmese de çatışmayı yükseltme imkanı sunuyor. Durum NATO’nun Soğuk Savaş sırasındaki nükleer doktrinini anımsatıyor.”

Dolayısıyla Rusya ve Pakistan gibi ülkelerde askeri planlama açısından nükleer silahlara savaş rolü yükleniyor. Rusya’da bu durum nükleer yatıştırma doktrini olarak adlandırılıyor. Pakistan’sa, muğlak bıraksa da, Hindistan başta olmak üzere olası düşmanlarının hesaplarını karıştırmayı umuyor. [IDN-InDepthNews - November 3, 2011]

2011 IDN-InDepthNews | Analysis That Matters

Bizi Twitter ve Facebook’ta takip edin:
http://twitter.com/InDepthNewshttp://www.facebook.com/pages/IDN-InDepthNews/207395499271390?sk=wall

 

Search