Nükleer Test Yasağı Nükleersiz Dünya İçin Vazgeçilmez Önemde

AddThis

Taro Ichikawa
IDN-InDepth NewsAnalysis

TOKYO (IDN) – Dünya 29 Ağustos’ta Nükleer Testlere karşı Uluslar arası Gün’ü ikinci kez kutlarken nükleer silahlardan arındırılmış bir gezegene doğru alınan yolda kutlayacak pek çok sebebin yanı sıra hedefe ulaşmanın önünde aşılması gereken engeller bulunuyor.

BM’nin de vurguladığı gibi sevindirici bir gelişme güney yarıkürenin hali hazırda yapılan bölgesel anlaşmalar sayesinde neredeyse nükleerden arındırılmış hale gelmiş bulunması. Güney Pasifik’i kapsayan Rarotonga Anlaşması, Afrika’yı kapsayan Pelindaba Anlaşması, Güneydoğu Asya’yı içeren Bangkok Anlaşması, Karayipler ve Latin Amerika’yı kapsayan Tlateleco Anlaşmasıo ve Antartika Anlaşması bu gelişmeyi beraberinde getirdi. Mart 2009’da da Orta Asya Nükleersiz Bölge Anlaşması yürürlüğe girerek Ekvator’un kuzeyindeki ilk arındırılmış bölgeyi yarattı.

Nükleer Testlere karşı Uluslararası Gün’ün önemi, BM Genel Kurulu’nun 2 Aralık 2009’da oybirliğiyle aldığı 64/35 sayılı kararın girişinde “insanların yaşamları ve sağlıkları üzerindeki korkunç ve zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için nükleer testlerin sonlandırılması yolunda her türlü çaba gösterilmelidir” ve “nükleer silahlardan arındırılmış bir dünyaya ulaşma yolunda nükleer testlerin yasaklanması ana araçlardan biridir” şeklinde vurgulanıyordu.

Nükleer Testlere karşı Uluslar arası Gün’ün oluşturulmasından bu yana, bu amaca uygun olarak düzenlenen tartışmalar ve girişimlerin yol açtığı bir dizi ciddi gelişme yaşandı. Bu nedenle, Cenevre’de düzenlenen ve tıkanan Silahsızlanma Konferansı’nda (CD) Japonya’yı temsil eden Akio Suda’nı 28 Temmuz’da Matsumoto’da düzenlenen konferansta belirttiği gibi durum karmaşıklığını koruyor.

27-29 Temmuz’da Matsumoto’da yapılan toplantı BM Silahsızlanma İşleri Ofisi (UNODA) tarafından Asya ve Pasifik Bölgesel Barış ve Silahsızlanma kolu aracılığıyla organize edildi. Hükümetler, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinden 60 kadar temsilcinin yanı sıra medya da konferansa ilgi gösterdi. Diğer BM konferanslarının aksine kamuya açık düzenlenen toplantı bu yolla“silahsızlanma yolunda farkındalık yaratma” amacını da güdüyordu.

1989’dan bu yana Japonya’nın ev sahipliğinde düzenlenen konferansın üst başlığı “Nükleerden Arındırılmış Bir Dünya İçin Acil ve Birleşik Hareket”ti. Toplantıda ele alınan konular arasında Nükleer Silahsızlanma Anlaşması (NPT) 2010 Değerlendirme Konferansı Eylem Planı’nın uygulanması; nükleer silah sahibi ülkelerin uyguladığı arındırma politikaları, füze materyali kısıtlama anlaşmasını kurmanın olasılıkları, bir nükleer silah anlaşmasına doğru somut adımlar atılmasının yanı sıra sivil toplumun barış ve silahsızlanmada rolü de bulunuyordu.

Fukuşima’daki nükleer santraldeki kazanın ardından nükleer güvenliği güçlendirmek de konferansın önemli başlıkları arasındaydı. Lise öğrencilerinin de katılımıyla tartışmaların yürütüldüğü barış ve silahsızlanma eğitimi konusuna ayrı bir oturum ayrıldı.

JAPONYA’NIN RESMİ GÖRÜŞÜ

Konferans başlıkları üzerine Japonya’nın resmi bakışını açıklayan Suda “Nükleer silahsızlanma konusunda geldiğimiz noktadan bahsederken son iki-üç yılda gerçekleşen bir dizi önemli gelişmeyi vurgulamalıyız. Nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya yolundaki çabalar hız kazanmış görünüyor. Bu rüzgarı arkamıza alarak silahsızlanma ve nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması yolunda tartışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız” dedi.

Suda aynı zamanda bir uyarıda da bulundu: “Gerçekleri görmeliyiz. Nükleersiz bölgeler ve Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşması (CTBT) onaylanma süreci haricinde çok taraflı silahsızlanma konusunda iki sene önceki Prag konuşması ve mayıstaki NPT Değerlendirme Konferansı dışında pek hareket olmadı.”

“Temel malzemelerin üretiminin yasaklanması, nükleer silahların azaltılması ve ardından da ortadan kaldırılması yolunda kesin ve vazgeçilmez bir temel nokta oluşturuyor.”

Fakat Cenevre’deki CD konferansı tam da bu nedenle, Patlayıcı Materyal Yasaklama Anlaşması (FMCT) nedeniyle tıkanmış, Pakistan bu anlaşmanın ayrımcı olduğunu ve komşu Hindistan’a yaradığını öne sürmüştü. Buna karşın Suda anlaşmanın ciddi etkisi olacağını vurguladı: Bu sayede NPT anlaşması dışında kalan ülkelerde nükleerin yaygınlaşmasının önüne geçilebilir. “NPT’deki yapısal ayrımcılığı azaltarak nükleer sahibi devletlerin üretimi yasaklamasını ve bunu belgelendirmesininin önünü açar.”

Dahası, silahsızlanma sürecini geri dönülmez hale getirerek FMCT “dünyada varolan nükleer silah sayısının azalması için net bir yasal zemin sunar. Nükleer işleme kapasitesine sahip devletler gönüllü olarak ya da başka nedenle mühimmat stoklarını eritince eski düzeylerine ulaşamayacaklardır.”

ABD’NİN YAKLAŞIMI

Sevindirici gelişmeleri vurgulayan ABD Başkanı’nın Nükleer Silahsızlanma Özel Temsilcisi Susan F. Burk “Mayıs 2010’daki NTP Eylem Planı’nda yer alan 64 madde ve planda Ortadoğu’yla ilgili yer alan karar anlaşmayı güçlendirecek bir dizi uygulama içeriyor” dedi.

Silahsızlanma konusunda, yeni START anlaşmasının yürürlüğe girdiğini ve uygulamaya geçtiğini vurguladı. “ABD, adım adım nükleer silah sayısının azaltılması konusunda kararlıdır ve gelecekte Rusya’yla stratejik, stratejik olmayan, yerleştirilmiş ve stoktakiler dahil tüm nükleer silahların azaltılmasını içeren geniş bir anlaşmanın yapılması da bunun içerisinde.”

Diğer bir olumlu gelişme de BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Britanya’nın (P5) 30 Haziran-1 Temmuz’da Paris’te toplanarak Eylem Planı çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmek üzere birlikte çalışmaları oldu. Bu toplantı 2009’da Londra’da başlayan sürecin devamıydı. “Bu konferansların, P5 arasındaki diyaloğun düzenli hale gelmesi için 2012’de üçüncü bir toplantı kararı aldık.”

ABD’nin CTBT’nin yürürlüğe girmesi konusunda kararlılığını vurgulayan Burk bu anlaşmanın faydaları konusunda ABD Senatosu ve halkını bilgilendirdiklerini belirtti. Washington yönetimi FMCT müzakerelerinin ilerlemesi için de çaba gösteriyor.

Barışçıl kullanım konusunda, Aralık 2010’da Uluslaararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yürütücüler Kurulu bir tasarıyı onaylayarak Ajans’ın Genel Direktörü’ne, üye devletlerin barışçıl kullanım ihtiyaçlarına cevap vermesi için az-zenginleştirilmiş uranyum bankası kurulması ve yönetilmesi konusunda yetki verdi.

Burk’a göre, ABD, Barışçıl Kullanım Girişimi’nin hayata geçmesi için IAEA’yla yakın işbirliği halinde çalışıyor ve 2015 NPT Değerlendirme Konferansı’na kadar 50 milyon dolar kaynak aktarmayı planlıyor. Hali hazırda 80’den fazla ülkenin katılımıyla yapılan projelere 9 milyon dolardan fazla kaynak verdi. Japonya ve Güney Kore girişime desteğini açıklarken ABD başka işbirliği olanaklarını da araştırıyor.

Özel Temsilci, ABD’nin NPT Değerlendirme Konferansı’nın Eylem Planı’nda yer aldığı şekliyle Ortadoğu’da başarılı bir konferans düzenlenmesi konusunda da kararlı olduğunu vurguladı. “İlk adım konferansın ev sahibini ve organizatörünü belirlemek olacaktır ve bunu kısa sürede yapmak istiyoruz. Britanya ve Rusya’yla birlikte bölge devletleriyle kapsamlı görüşmeler yaparak 2012’de bu zirvenin başarılı şekilde düzenlenmesi için çalışıyoruz.”

Olası hayalkırıklıklarının önüne geçmek isteyen Burk “Konferansın ve benzer çabaların başarısı dışarıdan empoze edilemez. Baları bölge devletlerinin yapıcı diyalog kurma konusundaki istekliliklerine bağlı olacaktır” diye ekledi.

GENÇLİK FORUM

Hiroşima, Nagasaki ve Okinawa’dan 900 genç, BM Konferansının ayak izinden giderek, Nagasaki Atom Bombası Müzesi’nin Barış Salonu’nda bir forum düzenledi. Soka Gakkai gençliği 31 Temmuz’da bir barış deklarasyonu yayınlanacak olmasını fırsat bilerek nükleer silahsızlanma konusunda sivil toplum çabasının artırılması çağrısında bulundu. NPT Değerlendirme Toplantısı’nın 2015’te Hiroşima ve Nagasaki’de yapılmasını öneren deklarasyon bu sayede dünya liderlerinin nükleer silahların yarattığı yıkımı görebileceklerini belirtti.

“Nükleer silahlar, insanlığın var olma hakkını ortadan kaldıran ‘gerçek şeytan’lardır v barış kültürünün yaratılması için ortadan kaldırılmaları elzemdir.” Nükleer silahların uluslar arası insani hukuka aykırı olduğunu vurgulayan deklarasyon bu silahları tamamen yasaklayacak bir anlaşmanın en kısa zamanda oluşturulması için bir konferans toplanması çağrısında da bulundu. Bildirge, Soka Gakkai International başkanı Daisaku Ikeda’nın 2011 yıllık barış önergesinde belirttiği fikirlerden besleniyordu.

Forumda Soka Gakkai Gençlik Barış Konferansı başkanı Nobuyuki Asai, Nagasaki valisi Tomihisa Taue’ye, SGI’nin anti-nükleer sergisini gezen Tay halkı tarafından yapılan 57 binden fazla kağıttan turnayı iletti. “İnsan Ruhunu Dönüştürmek: Şiddet Kültüründen Barış Kültürüne” başlıklı sergi Kültür Bakanlığı’nın katkısıyla Tayland’da 20’den fazla merkezi gezmişti.

Taue, Soka Gakkai’nin girişimlerini mutlulukla karşılayarak “Hiroşima ve Nagasaki halkının nükleer silahlara karşı olması yeterli değil. Dünyanın dört bir köşesinden aynı fikirleri paylaşan insanların sesine ihtiyacımız var. Tay halkından bu turnaları almak bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Soka Gakkai gençlik ve kadın barış komiteleri 1989’dan bu yana her yıl ağustosta buluşarak farkındalık yaratmak üzere etkinlikler düzenliyor. Ayrıca yıllar içinde nükleer silahlara yönelik yaklaşımları inceleyen bir dizi araştırma gerçekleştirdiler. Budist bir kuruluş olan Soka Gakkai Japonya’da 8 milyondan fazla üye aileye ulaşıyor. 2007’de Nükleere Karşı Halkların On Yılı girişimini başlatarak küresel ölçekte yerel hareketleri desteklemeye yöneldi. (IDN-InDepthNews/15.08.2011)

2011 IDN-InDepthNews | Analysis That Matters

Bizi Twitter and Facebook’ta takip edin:
http://twitter.com/InDepthNews
http://www.facebook.com/pages/IDN-InDepthNews/207395499271390?sk=wall

 

Search