Pugwash ve Almanya’dan Nükleersiz Dünya İçin Çağrı

AddThis

Jamshed Baruah

BERLİN (IDN) – Berlin’de bu yıl ikinci kez toplanan nükleer silahsızlanma odaklı uluslararası konferans, küresel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturan nükleer silahlardan arındırılmış bir dünyaya ulaşma yolunda zıplama tahtası işlevi görebilir.

 

Almanya’nın BM Güvenlik Konseyi başkanlığını üstlendiği 1 Temmuz’da 43 ülkeden gelen 300’den fazla eski politikacı ve uzman, “Nükleer Silahsızlanma ve Çatışma Çözümü” üzerine odaklanan 59. Bilim ve Dünya Meseleleri Üzerine Pugwash Konferansı’nın açılışını, NATO-Rusya ilişkilerinin ele alındığı bir günlük özel bir sempozyumla açtı.

 

Konferansların ilki, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’nin girişimiyle ve farklı kıtalardan 10 nükleersiz ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla nisan ayında Berlin’de toplanmıştı.

 

Avustralya, Kanada, Şili, Almanya, Japonya, Meksika, Hollanda, Polonya, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları açıkladıkları “Berlin Bildirgesi”nde “New York’ta 2010’da düzenlenen NPT Gözden Geçirme Toplantısında 2012’deki özel konferansın toplanması için belirttiği koşullara uygun olarak, Orta Doğu’da nükleer silahlardan ve diğer kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölge yaratmanın elzem olduğunu” vurgulamıştı.

 

Pugwash toplantısında katılımcılara konuşan Westerwelle, bu ifadenin Almanya hükümetinin nükleer silahsız bir dünya için çalıştığının açık göstergesi olduğunu söyledi. Katılımcılar arasında silahsızlanma müzakerelerini yürüten kilit isimlerden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Ryabkov ve ABD bakan yardımcısı Rose Gottemoeller de bulunuyordu. Diğer katılımcılarsa sekiz bakan, dört eski istihbarat yetkilisi, yedi parlamenter ve önemli bölgelerden kilit isimlerdi.

 

Almanya Dışişleri Bakanı “NATO içinde, Rusya’yla yürütülen silahsızlanma görüşmelerinde stratejik olmayan nükleer silahların da katılmasını istiyoruz. Nükleer silahlardan tamamen arındırılmış bir dünya nihai hedefimiz. Bu çabamızı da geniş anlamda konvansiyonel silahsızlanma çalışmaları içinde anlamlandırıyoruz” dedi.

 

Ekim 2009’da Almanya’da iktidarda bulunan muhafazakar-liberal koalisyonunun dışişleri bakanı olarak atanmadan önce dahi Westerwelle hem ülke içinde hem de dışında nükleer silahsızlanmayı önemli bir hedef olarak önüne koymuştu.

 

Bu durum içeride, ABD’nin Berlin duvarının yıkılması, soğuk savaşın sonlanması ve birleşmeye rağmen tuttuğu 20 kadar nükleer başlıktan kurtulmak anlamına geliyor. Dışarıdaysa, Başkan Barack Obama’nın Nisan 2009’da Prag’da yaptığı meşhur konuşmada çağrıda bulunduğu gibi nükleer silahsız bir dünyaya doğru yol almak demekti.

 

İNSANLIĞA TEHDİT

Westerwelle nükleer silahların insanlığa yönelik bir tehdit oluşturduğunu ve bu durumun sadece otoriter rejimler için geçerli olmadığını vurguladı. “Demokrasilerin elinde dahi olsa, nükleer silahlar ihmalkarlık ve istismardan muaf kabul edilemez,” diye uyardı.

 

Diktatörlerin elinde nükleer silah olmasının yarattığı potansiyel tehlikelerden bahseden bakan “Otoriter rejimler nükleer silah sahibi olmaya çalıştıklarında en tehlikeli hale gelirler. İran ve Kuzey Kore açık örnekler. Ama onları daha geniş bir bağlamda değerlendirmek gerekir” dedi.

New York’ta 2010’da yapılan nükleer silahsızlanma konferansında varılan anlaşmaya atıfta bulunan Westerwelle “On yıllık bir durgunluktan sonra silahsızlanma süreci yeni bir döneme sağlam bir başlangıç yaptı. Misket bombaları üzerine anlaşma geçen yaz yürürlüğe girdi. NATO, nükleer silahsız bir dünya hedefini yeni stratejisinin parçası yaptı. ABD ve Rusya nükleer silah azatlımı konusunda yeni bir anlaşmayı imzaladı” dedi.

 

“Bu durum sadece siz uzmanlar için sadece iyi bir haber değil, insanlık için mükemmel bir haber. Silahsızlanma insanlık için küresel iklim değişikliğiyle mücadele kadar önemli bir görev.”

 

“Güvenlik ve barışa yönelik politikamız BM üzerine odaklanıyor” diyen Westerwelle “Küresel sorunlara verilecek cevap güçlü bir uluslararası hukuka yaslanan güçlü bir Avrupa ve güçlü bir BM’den geçiyor. Uluslar arası güvenlik ve meşruiyetin köşe taşı olarak saygınlığını korumak için Birleşmiş Milletler’in 21. Yüzyılın gerçeklerine uyum sağlaması gerekir” diye ekledi.

 

Afrika, Güney Amerika ve Asya’nın Güvenlik Konseyi’nde yeterince temsil edilmediğini vurgulayan bakan Japonya, Almanya, Hindistan ve Brezilya’dan oluşan –ve Güney Afrika da katılarak beşli olarak anılan- G4’ün konseyin genişlemesi için yaptıkları girişime atıfta bulundu.

30 Haziran’daki sempozyumda yaptığı konuşmada Westerwelle’nin yardımcısı Werner Hoyer de “Ortak siyasi hedefimiz olan nükleer silahların azaltılması ancak diyalog ve karşılıklı güvene dayanan işbirliğinin geliştirilmesiyle mümkün olabilir” dedi.

 

Hoyer, NPT varılan anlaşmaya, ABD ve Rusya arasındaki yeni anlaşmaya ve NATO’nun yeni stratejik konseptine referansla 2010’un silah kontrolü açısından iyi bir sene olduğunu söyledi.

 

“Buna karşın, şimdi duramayız. Yeni sorular üzerinde yoğunlaşmalıyız. NATO-Rusya ilişkilerindeki somut sorunlar görmezden gelinemez. Dolayısıyla sorunları net olarak belirlemek ve gerekli çözümleri bulmaya çalışmak gerekiyor.”

 

NATO-RUSYA “SORUNLARI”

Bu sorunlar nükleer silah indirimi, konvansiyonel silah kontrolü ve hem NATO’nun hem de Rusya’nın faydalanacağı bir füze savunma sisteminin nasıl kurulacağından oluşuyor. Hoyer, Lizbon zirvesinde açıklanan yeni stratejik konseptin NATO’nun Avrupa’da konuşlandırılan nükleer silah sayısında indirime gitmeye uygun koşulları yaratmaya hazır olduğunu gösterdiğini belirtti. Aynı zamanda, çok daha geniş olan Rus cephaneliğiyle aradaki eşitsizliğe dikkat çekti.

 

“Ne yazık ki, son aylarda Rus yetkililer yaptıkları açıklamalarla Moskova’nın stratejik olmayan nükleer cephaneliğini azaltmak konusunda hevesli olmadığını gösterdi. Bu reddiye bizi somut önerileri, hiç değilse gelecekteki olası bir indirimi tartışmaktan alı koymamalı.”

 

Bahsettiği önerilerden biri, 91/92’deki Rusya-ABD başkanlar arası girişimi yeniden canlandırmak olabilir. O günden bu yana, stratejik olmayan silahlar silah kontrol tartışmalarının dışına çıkarıldı. İki ülke arasındaki yeni anlaşmanın izleme sürecinde bu silahların da yer alması hem siyasi hem de teknik açıdan karmaşık bir sorun.

 

“Şeffaflık ve güven inşasını başlangıç noktası olarak kabul edebiliriz. 1991/92’deki kararların hayata geçip geçmemesi bir denetime tabi değildi; bu da bahsettiğimiz silahları ele almanın önündeki diğer bir engel. Ama bu durum bizi işe koyulmaktan geri tutmamalı.”

 

PUGWASH

Konferansın önemini vurgulayan Pugwash başkanı ve eski BM silahsızlanmadan sorumlu genel sekreter yardımcısı Jayantha Dhanapala “Nükleer silahların önemini azaltmaya ve nükleer silahsızlanmayı desteklemeye odaklanıyor” dedi.

 

“Simons Vakfı Sempozyumu geniş güvenlik sorunlarının aciliyetini gündeme taşıyarak nükleer indirime kapı açılmasına ve 2010 NPT Konferansı’nın ardından oluşan ilgiyi yeniden canlandırmaya katkı sunacak. Avrupa örneği dikkat çekici ve dünyanın diğer bölgelerinde nükleer tehdidin azaltılması yönünde ciddi olumlu etkisi olabilir.”

 

2011 IDN-InDepthNews | Analysis That Matters

 

İlgili IDN makaleleri:

http://www.indepthnews.net/area2.php?key=ARMS

 

Bizi Twitter ve Facebook’ta takip edin:

http://twitter.com/InDepthNews

http://www.facebook.com/pages/IDN-InDepthNews/207395499271390?sk=wall

 

Dış bağlantılar:

http://www.auswaertiges-amt.de

http://www.tehrantimes.com/Index_view.asp?code=243434

http://www.pugwash.org/reports/pic/59/general_information.htm

 

Search