Dünya Nükleer Testleri Yasaklayan Anlaşmayı Uygulamaya Yaklaştı

AddThis

CTBTO yöneticisi Tibor Tóth'la röportaj

IDN-InDepth NewsSpecial

BERLİN/VİYANA (IDN) – Tüm dünyada yaklaşık 190 ülke Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 1996'da kabul edilen Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşması'nı (CTBT) hayata geçirmenin önemini yeniden vurguladı. Anlaşma, askeri ya da sivil amaçlarla olsun, tüm alanlarda tüm atom patlamalarını yasaklıyor.

CTBT henüz uygulamaya girmese de, 153 ülke tarafından onaylanmış ve 182 ülke tarafından da imzalanmış durumda. Macaristan elçisi ve Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşması Örgütü Hazırlık Komitesi'nin (CTBTO) yöneticisi Tibor Tóth “Anlaşmanın uygulamaya girmesi atılacak açık ve mantıklı tek adım ve yeterli siyasi irade olduğu düşünülürse bu adım çok yakınımızda” dedi.

Anlaşmayı kabul etmemiş ülkeler arasında Amerika Birleşik Devletleri de var. Fakat Tóth “anlaşmanın uygulamaya girmesi için gereken 44 imzayı atan ülkelerin liderlik göstererek ABD'yi bekleme bahanesini kenara bırakıp sorumluluk almasının çok önemli olduğunu” düşünüyor.

Tóth ve birlikte çalıştığı ekibi CTBTO'nun 1997'de Avusturya, Viyana'da kurulmasından bu yana tüm gözlerden uzak biçimde anlaşma etrafında evrensel destek oluşturmak ve güvenilir bir denetim sistemi kurmak için sıkı şekilde çalışıyor.

Tóth, IDN editörü Ramesh Jaura'ya verdiği özel röportajda “Denetim sistemi şimdiden değerini gösterdi” dedi. Kuzey Kore Ekim 2006'da bir nükleer aygıtı denediğinde CTBT üyesi ülkeler sadece iki saat sonra denemenin ölçeği, yeri, derinliği ve zamanı hakkında kesin bilgilere sahip olmuştu. Aynı durum Mayıs 2009'da da tekrarlandı.

E-posta üzerinden gerçekleşen röportajın tam metni şöyle:

Soru: CTBTO Hazırlık Komitesi'nin 1996'daki kuruluşundan bu yana yaşadıklarını nasıl değerlendirirsiniz? Başarısızlıklar mı başarılar mı ağır basıyor?

Tibor Tóth: Bugün CTBT 153 ülke tarafından onaylandı ve 182 ülkenin de anlaşmanın altında imzası var. 10 yıl önce anlaşmayı imzalamış 155 ülkeden 51'i onaylamıştı ve tek bir gözlem istasyonu bile yoktu. Bugün dünyanın herhangi bir köşesindeki nükleer patlamayı fark edecek yaklaşık 250 istasyon kurulmuş durumda. Bu gelişmelerin anlaşmanın olumsuz bir siyasi iklimle karşılandığı bir dönemde gerçekleştiğini de belirtmek gerekir. Ülkerler kendi ayaklarıyla oy verdiler ve anlaşmayı evrensel bir norm haline getirdiler.

Bugünse çok farklı bir siyasi durum var. Geçtiğimiz yıllardaki bir dizi üst düzey toplantıda çok taraflılığın eskide kalan bir kavram olmadığı görüldü ve dahası CTBT'ye destek artarak yayıldı. Geçen yılki CTBT'nin Uygulamaya Girmesini Sağlama Konferansı'na daha önce görülmemiş oranda üst düzey katılım oldu ve 103 ülkeden temsilciler katıldı.

Ortaklaşarak çıkan sonuç bildirgesinde çekimser kalan devletlere anlaşmayı onaylama ve uygulamaya girmesini sağlama yönünde ciddi bir çağrı yapıldı. Bu çağrıda ABD, Çin, Mısır, Endonezya, İran ve İsrail gibi imzacı ülkeler de anlaşmayı onaylamış ülkelere katıldı. Aynı zamanda geçen yılki BM Genel Kurulu Öncü Komitesi'nde çok sayıda ülke bir CTBT kararını onaylayarak anlaşmaya desteklerini gösterdi. Daha yakında da, CTBT'nin uygulamaya girmesi için yapılan beşinci Bakanlar Toplantısı'nda 70'den fazla ülkenin yetkilileri imza attı.

CTBTO Hazırlık Komitesi neredeyse yüzde 80'i tamamlanan ve değerini şimdiden kanıtlayan bir denetleme sistemi kurdu. Kınanması gereken bir olay olsa da, Kuzey Kore Ekim 2006'da bir nükleer aygıt denediğinde CTBT üyesi ülkeler denemenin ölçeği, yeri, derinliği ve zamanı hakkında kesin bilgilere sahip olmuştu. 24 istasyon patlamayı fark etti. Aynı durum Mayıs 2009'da da, biraz daha büyük olan deneyi 61 istasyonun fark etmesiyle tekrarlandı.

CTBTO'nun verileri aynı zamanda felaketleri önlemek konusunda ve sivil ve bilimsel faydalar da sağlayabilir. Örneğin 20052ten bu yana CTBTO Pasifik ve Hint okyanuslarındaki tsunami gözlem istasyonlarına doğrudan veri iletiyor. Bu veriler merkezlerin tsunamiye yol açması olası depremleri belirleme kapasitesini artırabilir ve etkilenecek toplulukların daha önce uyarılmasını sağlayabilir. Bu durum bilimsel araştırmaların gündelik hayata etkilerine sadece bir örnek.

POZİTİF GELİŞME

S: Başkan Obama'nın Nisan 2009'daki meşhur Prag konuşmasının ardından işiniz kolaylaştı mı? Yoksa nükleer savunucularına karşı bu konuşma ancak okyanusta bir damla mı oldu?

TT: Obama yönetiminin sadece Prag konuşmasında değil, başka yerlerde de CTBT'ye verdiği destek, anlaşmanın uygulamaya girmesi yönünde kesinlikle pozitif bir hava yarattı. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için onayı gereken 44 nükleer kapasiteye sahip ülke içinde onay vermemiş dokuzdan biri olan ABD'nin tavrının önemini ne kadar vurgulasak abartamayız.

Bunu söylemekle birlikte, bu 44 ülkenin ABD'yi bahane göstermeyi sorumluluk alması çok büyük öneme sahip. Mayısta Endonezya'nın anlaşmayı onaylama sürecine girdiklerini açıklaması da pozitif bir gelişmeydi. 44 ülkenin diğerlerinin de özel sorumluluğu olsa da, henüz tüm ülkelerin imza ve onay süreci gerçekleşmedi, bunun olması da anlaşmanın uygulamaya konması için itki sağlayacak.

S: Şu anki durumu, öngörülebilir gelecekte nükleersiz bir dünyaya ulaşmak bakımından nasıl tanımlarsınız?

TT: Bugün nükleer silahsızlanma ve nükleerin ortadan kaldırılması yönünden yeniden bir iyimserlik oluşmuş durumda Mayıstaki 2010 NPT Değerlendirme Toplantısı, 2005'in başarısızlığını aşarak çok yönlü silahsızlanma çabalarına yeninde hayat verdi. Sonuç belgesinde neredeyse 190 ülke temsilcisi nükleer silahsızlanmanın odak noktalarından biri olarak CTBT'nin yürürlüğe girmesinin önemini vurguladı.

Nükleer testlere karşı katı bir yasal engel koyarak ve dolayısıyla nükleere sahip ülkelerce yeni nükleer silah tiplerinin ve silahlarının gelişmesinin önüne geçerek, anlaşmanın yürürlüğe girmesi küresel nükleersizleşme çabaları açısında dönüm noktası olacaktır. Ek olarak, nükleer sahibi olmak isteyen devletler açısından nükleer testlerin yasaklanması geliştirme programlarını engelleyeceğinden caydırıcı olacaktır. Anlaşmayı yürürlüğe sokmak açıkça atılacak en mantıklı adım ve yeterli siyasi iradeyle birlikte bu adım çok yakınımızda.

SİVİL TOPLUM “VAZGEÇİLMEZ ÖNEMDE”

S: STK'lerle ilişkiniz nasıl?

TT: CTBT'nin uygulamaya girmesi ve verilen sözlerin tutulması için tüm dünyada yurttaşların ve sivil toplumun hükümetlerine ve parlamentolarına baskı yapması vazgeçilmez derecede önemli. Uluslar arası Test Yasağı Kampanyası, Nevada-Semipalatinsk hareketi ve Greenpeace'in Pasifik'teki kampanyası CTBT'nin 1990'ların ortasında oluşturulması sürecini ilerleten birkaç örnek. Bugün çekimser duran ülkelerdeki sivil topluma hükümetlerini zorlamaları için ihtiyacımız var. Aktif STK faaliyeti hükümetleri sözlerini tutmak yolunda bu son adımı atmaya itebilir.

S: NPT Değerlendirme Konferansı CTBT için gerçekçi olanaklar ortaya çıkardı mı?

TT: Son NPT Değerlendirme Konferansı'nın sonuç bildirgesinde ilk defa CTBT'nin yürürlüğe girmesinin Uluslar arası nükleer silahsızlanma sürecinin odağında bulunan bir konu olarak tanımlanması Uluslar arası toplumun bu konudaki güçlü desteğinin göstergesi. CTBT'nin NPT'nin her üç ayağı konusunda üye devletler arasındaki ayrılıkları birleştirmek için elimizde olan diğer mekanizmalardan daha güçlü bir temel sunduğuna inanıyorum. Bu anlaşma silahsızlanmaya bağlılığı gösteriyor, nükleerin yayılmasına karşı duruşu güçlendiriyor ve barışçıl kullanımın önünü açıyor.

Yürürlüğe girmiş bir CTBT Orta Doğu, Asya gibi bölgelerde güvenlik ve karşılıklı güveni inşa etmek için önemli olacaktır. Anlaşma ve anlaşmaya destek zaten varolduğu için görece kısa zamanda önemli bir ilerleme sağlanması için pratik bir olanak sunuyor. Denenmiş ve etkinliği görülmüş güçlü bir denetim mekanizması var. Nükleer testlerin sonlanması norm haline geldi ve uluslararası toplumun nükleer testleri yasaklamak konusundaki siyasi iradesi açık. Şuan ihtiyacımız olan CTBT'yi hayata geçirmek için somut ilerleme sağlamak ve nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması için ilk önemli adımı atmak.

DENETİMDE AYRIMCILIK YOK

S: Tamamlandığında Uluslar arası Denetim Sistemi ve denetleme rejiminde açıklar olmayacak mı?

TT: CTBT'nin şeffaf, demokratik ve ayrımcılık yapmayan kapsamlı bir denetim sistemi var ve denetim rejimi hali hazırda çalışıyor. Sadece kısmen tamamlanmış olsa da Kuzey Kore'nin 2006 ve 2009'daki nükleer testlerini zamanında ve doğru olarak belirlemeyi başardı. Tamamlandığında sistemde sismik, hidroakustik, infrasonik ve radyonüklid teknolojilerini kullanarak boyutundan bağımsız olarak nükleer patlamaları belirleyecek 337 tesis olacak. Hilecilerin sistemi kandırmak ve açıklarını bulmak yönünde çabalarını engellemek mümkün değil ama sistem anlaşmanın ihlal edilmemesi için ciddi bir caydırıcılık sunacak.

S: Sizin örgütünüzü nükleerden tamamen kurtulma yolundaki ana aygıt olarak tanımlamak doğru olur mu?

TT: Her türlü nükleer testi tamamen yasaklamak gerekiyor ama bu nükleer silahsız bir dünyaya ulaşmak için yeterli değil. Bu hedefi kovalamakla yetkilendirilmiş bir kurum olarak CTBTO nükleer silahsız bir dünya yolunda önemli bir görev üstleniyor. CTBT hayata geçmeden nükleer silahsızlanma rejimi güçlendirilemez ve CTBT geniş bir açıdan bu konuda daha güçlü bir araç olacak.

S: Halen bu teknolojiye sahip olmayan 30'dan fazla ülke nükleer enerji üretme planları yapıyor. Bunların arasında hem endüstrileşmiş hem de kalkınmakta olan ekonomiler var. Bu yönelim sizin çabalarınızla ne kadar çelişiyor?

TT: Nükleer enerjiye yönelimin bu teknolojinin iki taraflı kullanılabilir olmasından kaynaklı olarak silahlanma konusunda da endişe yarattığını kabul etmeliyiz. Bu şartlar altında CTBT'yi hayata geçirmek daha da acil bir sorun haline geliyor. CTBT sadece nükleer silah yeteneği geliştirmenin önünde son ve yüksek bir engel haline gelmekle kalmayacak, aynı zamanda ülkelerin niyetleriyle ilgili de samimiyet göstergesi olacak. (IDN-InDepthNews/08.11.2010)

Copyright © 2010 IDN-InDepthNews | Analysis That Matters
-----
Bizi Twitter'da izleyin:
http://twitter.com/InDepthNews

Nükleere karşı ilgili IDN makaleleri:
http://www.indepthnews.net/area2.php?key=ARMS

Dış bağlantı:
http://www.ctbto.org

 

Search