"Nükleer Enerji İklim Değişikliğine Çözüm Değil"

AddThis

Nuclear Abolition News | IPS
Neena Bhandari nükleersiz bir dünya için mücadeleden Dr. Sue Wareham’la konuştu


MELBOURNE (IPS) - Nükleer silahlar gezegen üzerindeki yaşamı tehdit ederken Uluslararası Nükleer Silahları Ortadan Kaldırma Kampanyası’ndan (ICAN) Dr. Sur Wareham silahların terk edilmesi sürecinin hızlanması gerektiğini ve nükleer enerjinin iklim değişikliğiyle mücadelede çözüm olamayacağını söylüyor.

2009 Dünya Dinler Parlamentosu toplantısında konuşan Wareham dinin gücünün silahsızlanma vasıtasıyla dünya barışının kurulması yolunda kullanılması, yoksullukla ve iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Altı gün süren toplantılarda dünyanın farklı yerlerinden gelen dini ve ruhani liderler barış, çoğulculuk ve sürdürülebilirlik üzerinde tartıştı. Bir sağlık çalışanı ve Avustralya Savaşın Önlenmesi için Tıp Derneği’nin (MAPW) eski başkanı olan Dr. Wareham dernekte yürütülen çalışmaların insan yaşamının korunması için vazgeçilmez önemde olduğunu belirtti.

IPS’e verdiği röportajda Wareham nükleersiz bir dünya yaratmak için çabasını anlatıyor.

IPS: Nükleer silahsızlanma neden acil bir konu?

Konunun aciliyetinin bir sebebi 2010’da Nükleer Silahsızlanma Anlaşması’nın (NPT) beşinci yılı sebebiyle bir değerlendirme raporu çıkacak olması. Eğer nükleer silaha sahip ülkelerden silahsızlanma yönünde açık ve somut işaretler gelmezse bu silahların daha da yaygınlaşmasının önüne geçemeyeceğiz.

IPS: ICAN, nükleer silahların geliştirilmesi, test edilmesi, üretilmesi ve kullanılmasını engelleyecek bir anlaşma talep ediyor. Bu erişilebilir bir hedef mi?

Bu sadece erişilebilir değil gerekli bir düzenleme. Dünya halklarına gelecek yıl yapılacak NPT konferansında hükümetlerine baskı yapmaları için çağrıda bulunuyoruz. Anlaşmayı nükleer silahsızlanmaya ulaşabilmek için en umut veren yol olarak görüyoruz.

Anlaşma tüm ülkeler için aynı kuralları getiriyor ve nükleer silaha sahip ülkeler ve silahsız ülkeler arasındaki ikiliği ortadan kaldırıyor.

IPS: Nükleer enerji, yani karbonsuz olmak iklim değişikliğinin getirdiği sorunları aşmaya ve var olan kömürle çalışan enerji santrallerinin yerini almaya yeter mi?

Nükleer enerjinin iklim değişikliğiyle mücadele için anlamlı bir yöntem sunduğuna katılmıyoruz. Nükleer enerji iklim değişikliği sorununa cevap veremez. Önümüzdeki on yılda yapılabilecek nükleer santral sayısını kısıtlayan fiziksel etmenler var. Nükleer santralleri elektrik üretecek hale getirmek için 10-15 yıl gerekiyor ve bizim çok daha hızlı bir çözüme ihtiyacımız var.

Daha önemli olansa silahlarla bağlantısı. Nükleerin sivil ve askeri amaçlarla kullanılması arasında kesin bağlantılar var ve bu sorun nükleer enerji kullanıldığı sürece var olacak.

Dahası, henüz hiçbir ülkenin çözüm bulamadığı nükleer atık meselesi var. Bu neslin atıklarını gelecek nesillerin hayatını etkileyecek şekilde ortada bırakmasını tamamen kabul edilemez buluyoruz. Teknolojik ve bilimsel gerçek şu ki nükleer aıkları doğaya zarar vermeyecek şekle getiremiyoruz.

Mesajımız, dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi, yaygınlaşması ve uygulamaya geçmesi için dünyanın ciddi emek ve kaynak ayırması gerektiği.

IPS: Birleşmiş Milletler nükleer silahların yaygınlaşmasının önüne geçebildi mi yoksa Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri tarafından rehin mi alındı?

BM Genel Kurulu her yıl nükleer silahsızlanma yolunda bir dizi karar çıkarıyor ve süreci ilerletmek için ciddi çaba harcıyor. BM ve Güvenlik Konseyi’ndeki bazı üyeler arasındaki ayrımı görmemiz gerekir.

Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi de nükleer silaha sahip ülkeler ve dünyanın güvenliğini en fazla terör silahına sahip beş ülkeye emanet etmiş olmamız aslında olağandışı bir düşünce.

IPS: Silahlara sahip olmak konusunda, nükleer silahı olan ve olmayan ülkeler arasında çifte standart var mı?

Bugün dokuz ülkede yaklaşık 25 bin nükleer silah var ve bu dokuz ülke diğerlerini rehin almış durumda. Dahası bu dokuz ülke diğerlerinin silahlanmaması için en fazla ses çıkaranlar.

Bu dokuzun yanı sıra Avustralya gibi bir nükleer şemsiyenin altında yer almak isteyenler; ABD nükleer savaş aygıtına üslerini, limanlarını açarak nükleer silahların güvenlik sağladığı fikrine inananlar var ve bunu da bir sorun olarak görüyoruz. Örneğin Avustralya hükümeti İran’a nükleer silah edinmemesini söylüyor ama bu şemsiyenin altına giriyor.

IPS: Neden insanlık nükleer silahlar tehdidini bertaraf etmekte bu kadar yavaş ve etkisiz?

Nükleer silaha sahip ülkeler bu durumu "caydırıcılık"la meşrulaştırmaya çalışıyor ve nükleer silaha sahip ülkelerin savaşa girmeyeceğini savunuyor. Fakat bu teori yanlış, çünkü bazı ülkeler bu silahlara sahipse diğerleri de sahip olmaya hakları olduğunu söyleyecektir. Bu reçete tüm ülkelerin silahlanmasını sağlar.

Bize gereken tüm ulusların aynı kurallara tabi olması ve kitle imha silahlarını, özellikle de nükleer silahları yok etmesi.

IPS: Dini ve ruhani topluluklar kitle imha silahlarının ortadan kaldırılması için ne yapabilir?

Nükleer silah sorununu zamanımızın büyük etik sorunlarından biri olarak görüyoruz. Dünyanın tüm inançları bu sorunla yüzleşmeli. Dolayısıyla etik sorunlarla ilgilenen insanların nükleer silahsızlanmaya çağrıda bulunma sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz.

IPS: Bir tıp doktoru olarak nükleer silahsızlanma konusunda duyduğunuz bu arzuyu neye bağlayabiliriz?

Nükleer silahlar inanılmaz derecede yıkıcı. Bizim sağlıkçılar olarak yaptıklarımızla, tek tek hayat kurtarmakla alay ediyorlar. Bu silahlar tek seferde binlerce hayatı alıyor ve gelecek nesilleri etkiliyor. (SON/2010)

 

Search