Nükleer Silahsızlanma İçin İşbirliği Gerekli

AddThis

Nuclear Abolition News | IPS
Jayantha Dhanapala


KANDY, SRI LANKA, Ocak (IPS) - Nükleer silahların tüm dünyada ve kanıtlanabilir şekilde tamamen ortadan kaldırılması elimizde bulunan tek anlamlı seçenek. Bu sonuca ulaşmak için aşamalı şekilde ilerlemek yerine BM Genel Sekreteri’nin önerdiği gibi Nükleer Silah Anlaşması çerçevesinde yapılacak müzakereler yürütülmeli.

Bugün nükleer silahsızlanma ve yaygınlaşmasını önlemek üzere oluşturulan anlaşma arasındaki aksaklığı gidermek için umut doğmuş durumda. Hem ABD başkanı Obama hem de Rusya başkanı Medvedev nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya fikrine desteklerini açıkladı. Silahların yayılmasının ve geliştirilmesinin önlenmesi açısından yeni bir döneme giriyor olabiliriz.

Nükleer silahsızlanmanın iki boyutu var: Birincisi yatay, coğrafi olarak yaygınlığı önlemek; diğeri de dikey, var olan cephanelerin geliştirilmesini önlemek. NATO’nun desteklediği nükleer silah sahibi devletler ve "nükleer şemsiye" altında bulunan diğerleri uzun zamandır ilk boyutu öne çıkarırken ikincisini geriye atıyor.

İşler şöyle yürüyor: Nükleer silah sahibi devletler, nükleer silaha sahip ya da sahip olma potansiyeli bulunan yeni devletler konusunda endişelerini belirtiyor. Bu durumu önlemek için –Irak’ın yasa dışı işgali gibi- umutsuz çabalara girişiyor ve yatay yaygınlaşmaya karşı daha da fazla denetim ihtiyacı ortaya çıkarıyorlar.

Fakat bu yabancı tehdit algısı iki şekilde işlev görüyor: hem nükleer silaha sahip devletlerin kendi nükleer cephanelerini geliştirmelerine meşruiyet sağlıyor, hem de nükleer silahsızlanma fikrini sonsuza kadar erteliyor.

Bu devletlerin seçici söylemi, bazılarının da gelişmesine yardım ettiği İsrail’in açıklanmayan nükleer silah potansiyeli konusunda süren sessizlik nedeniyle daha da karmaşık bir hale geliyor. Dahası, "iyi" ve "kötü"ler olarak ayrım yapılıyor. Orta Doğu üzerine 1995’te – Nükleer Silahsızlanma Anlşaması’nın sınırsız olarak yaygınlaşması sayesinde- alınan karar göz ardı ediliyor.

Dolayısıyla, anlaşmaya uzun zaman dirense de "iyi" bir silah sahibi olan Hindistan, ABD’yle yaptığı işbirliği anlaşması çerçevesinde teknoloji ve kaynak aktarımıyla ödüllendiriliyor. Benzer şekilde, halkların itirazlarına rağmen beş Avrupa ülkesine AD nükleer silahlarının yerleştirilmesi de "nükleer paylaşım" diye meşrulaştırılıyor.

Yeni bir boyut da terörist grupların nükleer silah edinmesi. Korkutucu derecede gerçek bir olasılık olsa da, bu da silah sahibi devletlerin ilgiyi –terörizmle mücadelede hiçbir askeri anlamı olmayan- kendi nükleer silahlarından kaçırmak ve nükleer silahsızlanmayı geriye atmak için kullandığı bir olanak oluyor. Temel sorun nükleer silahları kimin elinde olduğundan bağımsız olarak tehlike arz etmesi.

Nükleer sahipleri ve diğerleri arasında kurulan bu eşitsiz sorumluluk dengesi aynı zamanda nükleer silahsızlanma ve nükleer silahların yaygınlaşmasının önlenmesinin aynı resmin iki yüzü olduğu gerçeğini de gizliyor. Bu ikisi paralel olarak yürütülecek süreçler.

20. yüzyılda nükleerin yok etme gücü en yüksek kitle imha ve terör silahı olarak ortaya çıkması bir sınır çizdi. Uzun erimli ekolojik ve genetik etkileriyle bu silah insan hayatı üzerinde geniş bir yok ediciliğe sahip. Dolayısıyla nükleer silahların ortadan kaldırılması ve kontrolü BM ve uluslararası toplumun önceliği haline geldi.

Nükleer silah sahibi iki en büyük devlet –tüm nükleer silahların yüzde 95’ine sahip olan ABD ve Rusya- arasındaki ikili anlaşmalar ve nükleer denemeleri ve yaygınlaştırmayı yasaklayan çok taraflı anlaşmalar dikey ve yatay silahlanmayı düzenlemeyi amaçladı. Nükleer silahsız devletlerin nükleersiz alan anlaşmaları da aynı amaca hizmet etti. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) tahminlerine göre bugün dünyada 23 bin 300’den fazla nükleer silah başlığı var ve ABD, Rusya, Britanya, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan ve İsrail birkaç dakika içinde fırlatılabilecek 8 bin 392 savaş başlığını hazır tutuyor.

Tüm silahlara yönelik yapılanmanın iki boyutu var: Birincisi insanlık dışı ve insanlığın kolektif güvenliği açısından bazı silah kategorilerini evrensel olarak yasaklamak. Diğeri de cephane düzeyinde ve yeni sahiplerin oluşmasını kontrol etmek. Silahsızlanma için var olan silahların kanıtlanabilir şekilde ortadan kaldırılması, üretimin, satışın, depolamanın, transferin ve silah ediniminin durması gerekiyor.

Dolayısıyla biyolojik ve kimyasal silahları, kara mayınlarını, misket bombalarını, lazer silahlarını ve diğer kategorileri (sınırlamak veya azaltmaktan farklı olarak) yasaklamak konusunda, bunun için oluşturulan anlaşmalar evrensel ölçekte kabul görmese ya da her zaman etkin olmasa da, evrensel ölçekte bir uzlaşma sağlandı.

Dünyadaki en geniş kabul gören ve silahsızlanmayı silah kontrolüyle birleştiren tek anlaşma NPT. Açıkça silah sahibi ve silah sahibi olmayan devletler diye iki kategori belirliyor.

Silah sahipleri, anlaşmanın tarafları olarak, ellerindeki silahları azaltma ve ortadan kaldırma sorumluluğunu yükleniyor. Silah sahibi olmayanlar da silah edinmekten men ediliyor ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da nükleerin barışçıl kullanımı için onlarla işbirliği yapmakla yetkilendiriliyor.

Silah kontrolüyle ilgili olarak da nükleer silah sahibi devletler, diğer ikili anlaşmalarla belirlenen oranlarda silahlarını tutma iznine sahip. Fakat anlaşmayla verilen sorumluluklarını yerine getirmek yerine bu devletler Mayıs 2010’da açıklanacak değerlendirme raporunda silah sahibi olmayan devletlere daha fazla kısıtlama getirmek için çabalıyor.

1990’larda Irak’ın gizli nükleer programının ortaya çıkması, Kuzey Kore’nin anlaşmadan çekilmesi ve ardından nükleer denemelere girişmesi, Libya’nın anlaşmaya uymadığının belirlenmesi, İsrail’in yok ettiği söylenen Suriye’deki nükleer tesisle ilgili havada duran sorular ve İran’ın nükleer programıyla ilgili süre giden gerilim NPT’nin bir anlaşma olarak zayıflamasına yol açtı.

Bu dönemeçte ancak silahsızlanma konusunda işbirliği ve yeniden ortaya çıkacak bir ortaklaşma anlaşmayı kadük olmaktan kurtarabilir.

(*) Sri Lanka’nın eski büyükelçisi Jayantha Dhanapala, 1995 NPT değerlendirme ve genişletme konferansına başkanlık yaptı. 1998-2003 arasında BM’de silahsızlanma konularında genel sekreter yardımcılığını yürüttü ve halen Bilim ve Dünya Üzerine Pugwash Konferansları’nın başkanı. Yazı kendi fikirlerini yansıtmaktadır. (SON/2010)

 

Search