Nükleer Silahları Yasaklayacak Anlaşma Önemini Koruyor

AddThis

Nuclear Abolition News | IPS
Thalif Deen


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (IPS) - Aralarında siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve diplomatlar da bulunan savaş karşıtları kara mayınları, körleştiren lazer silahları, misket bombaları, parçalanan mermiler, kimyasal ve biyolojik silahların da aralarında olduğu öldürücü silahların yasaklanması için Uluslar arası anlaşmalar yaratmayı başardı.

Fakat "tüm silahların en kötüsü" olarak da tanımlanan nükleer silahlar kullanımını, üretimini ve yaygınlaştırılmasını yasaklayan bir anlaşmadan kurtulmayı başardı.

Önerilen bir nükleer silah anlaşmasının (NWC) neden hayata geçmediği sorusunu IPS için cevaplayan Nükleer Silahsızlanma ve Silahların Artırılmasını Önlemek İçin Parlamenterler (PNND) örgütünün küresel yöneticisi Alyn Ware "Nükleer hem askeri hem de politik bir silah" diye cevap verdi.

Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan, ayrıca açıkça nükleer silah sahibi dünyanın en güçlü beş ülkesini -ABD, Rusya, Britanya, Fransa ve Çin- örnek veren Ware, "Nükleer silah güç gösterisidir" dedi.

Ware, resmi olarak kabul edilmese de Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore'nin elindeki nükleer silahlara sarılmasının da aynı nedenden kaynaklandığını belirtti.

Buna karşılık, nükleer silahların yasaklanması yönünde uzun zamandır masada olan anlaşma önerisi 28 Mayıs'a kadar sürecek Nükleer Silahsızlanma Anlaşması (NPT) Değerlendirme konferansı sayesinde yeniden gündeme geldi.

Eski bir silahsızlanma konularından sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı olan ve 1995'teki NTP Değerlendirme konferansının başkanlığını yürüten Jayantha Dhanapala konferansa katılan delegelere "Radikal bir değişime ihtiyacımız yok" dedi.

"Biyolojik ve kimyasal silahları kitle imha silahı olarak nasıl yasakladıysak, anti personel kara mayınları ve misket bombalarını nasıl insanlık dışı konvansiyonel silahlar olarak tanımladıysak, nükleer silahları da yasa dışı kabul edecek bir sürece girmemiz gerekiyor."

Bir nükleer silah anlaşması için görüşmelerin "derhal başlaması gerektiğini" söyledi.

Başını büyük ölçüde Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Kampanya'nın (ICAN) çektiği aktivistler arasında dünyanın farklı yerlerinden savaş ve nükleer silah karşıtları da yer alıyor: Parlamentolar Arası Birlik (IPU), Nükleer Politika Üzerine Avukatlar Komitesi, Nobel Kadın Girişimi, Amerikan Bilimciler Federasyonu, Barış İçin Valiler ve Japonya'dan Uluslararası Soka Gakkai.

Avukatlar, bilim insanları ve silahsızlanma uzmanlarında oluşturulan ve 1997'den bu yana BM belgesi olarak dolaşımda olan bir taslak son olarak 2007'de elden geçirildi.

Taslak, "tüm nükleer silahların kapsamlı bir biçimde yasaklanması ve ortadan kaldırılmasını etkin biçimde sağlayacak yasal olarak bağlayıcı, izlenebilir ve uygulanabilir mekanizmaların kurulmasını" öneriyor.

ICAN'ın başkan yardımcısı Dr. Rebecca Johnson, IPS'e, taslak anlaşmanın nükleer silahsızlanma konusunda ortaya çıkacak teknik ve yasal engelleri aşmak için kullanışlı fikirle sunan geçerli bir kaynak olduğunu söyledi.

Taslağın kapsamlı bir anlaşmanın mümkün olduğunu göstermek üzere farklı fikirleri derlediğini, hemen sonlanacak "ya kabul et ya da git" anlayışına sahip bir metin olmadığını belirtti.

"Görüşmeler ancak kendi koşulları çerçevesinde başlayacak ve yürüyecek ama biz diplomatların kendi çözümlerini ararken bizim tartışmalarımızı, hatta hazırladığımız taslağın bazı bölümlerini faydalı bulacağını düşünüyoruz."

Taslağın NPT'nin şu anki görüşmeleri sırasında gündeme gelip gelmeyeceği sorusuna, NPT'ye taraf da olan 118 üyeli Bağlantısız Devletler'in yanı sıra bazı Avrupa ülkeleri ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un da bir çeşit kapsamlı anlaşma için çağrıda bulunduğunu söyleyerek yanıt verdi.

Çağrı, nükleer silahların kullanılması ve yerleştirilmesini tamamen yasaklayan, varolan silahların da süreç içinde ortadan kaldırılmasını öngören bir çerçeve ya da anlaşma; bir diğer deyişle Nükleer Silahlar Anlaşması'nın oluşturulması için.

Johnson "Bu çağrı 2010 NPT Konferansı'nda nükleersiz ülkeler tarafından yapılan yeni bir çağrıyla da güç kazandı" diye de ekledi.

Hepsi olmasa da, bazı nükleer silah sahibi ülkelerin muhalefeti nedeniyle anlaşma için görüşmelere verilecek desteğin sonuç metnine girmesinin bir mücadele gerektirdiğini de vurguladı.

Johnson, buna rağmen, 2000 NPT Konferansı'nda kabul edilen ve silahsızlanma için 13 pratik adım öngören çağrıyı da içeren ve mümkün gören kapsamlı, anlaşma odaklı yaklaşımın destek bulacağını söyledi.

Ware de BM'nin bir NWC görüşmelerine derhal başlanması için aldığı kararların çok sayıda ülke tarafından desteklendiğini belirtti. Destekçiler arasında Kuzey Kore, Çin, Hindistan ve Pakistan gibi nükleer silah sahipleri de bulunuyor.

Öte yandan, diğer nükleer silah sahibi ülkeler ve silahı olmasa da ABD'yle nükleer caydırıcılık konusunda ilişkisi bulunan ülkeler arasında görüşmelerin başlamasına muhalefet var.

Ware'e göre, muhalifler görüşmeler başlamadan önce ele alınması gereken ön adımlar ve temel güvenlik konuları olduğunu öne sürüyor.

Öte yandan, çok sayıda yorumcu bu ön adımların ve güvenlik meselelerinin en iyi şekilde ancak görüşmeler çerçevesinde ele alınabileceğini vurguluyor.

Ware, NPT Değerlendirme konferansından daha gerçekçi bir hedefin taraf devletleri görüşmelere hazırlanmak için bir süreç başlatmaya ikna etmek olduğunu düşünüyor.

2005 toplantısında Malezya ve Kosta Rika'nın sunduğu bir çalışma belgesi nükleersiz bir dünyanın gerçekleşmesi için gerekli yasal, teknik, kurumsal ve siyasi adımların neler olduğunun araştırılması çağrısında bulundu.

Georgetown Üniversitesi Barış ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi'nin araştırmacılarından Dr. Natalie J. Goldring, IPS'e, "Bir nükleer silah sözleşmesi iddialı bir hedef" dedi. Fakat ABD başkanı Barack Obama'nın liderliğinde bu hedefin gerçeğe dönüşebileceğini ekledi.

Goldring bir nükleer silah anlaşmasının Obama'nın nükleer silahsızlanma hedefini gerçekleştirmek için atılması gereken mantıklı bir adım olduğunu vurguladı. "Obama yönetimi doğru yolda ilerliyor ama bu konuları daha acil olarak ele almalı."

Süre giden NPT Değerlendirme konferansının silahsızlanma ve nükleerin yaygınlaşmasının önüne geçilmesi yönündeki ortak çabaların kenetlenmesi açısından bir şans sunduğunu söyleyen Goldring, bir nükleer silah anlaşmasının nükleer silahsızlanmaya giden yolu açacağını ekledi.

"Hükümetlerin nükleer silahsızlanma sözü verirken diğer yandan silah geliştirmeye devam etmesiyle oluşan kısırdöngü kırılabilir" diyen araştırmacı bir anlaşma için görüşmelere başlama kararının bile ileriye doğru önemli bir adım olacağını belirtti.

Ona göre bir anlaşmanın önemli parçaları nükleer silahların geliştirilmesi, test edilmesi, üretimi, depolanması, transferi ve kullanımını yasaklayan düzenlemeler getirmesi olmalı.

Taslak anlaşmadaki yaklaşımın anlamlı olduğunu belirten Goldring aynı şekilde başlangıçta ABD ve Rusya'nın cephanelerine odaklanmanın da doğru olacağını düşünüyor.

ABD ve Rusya açık arayla en geniş nükleer silah cephanelerine sahip. Bu iki ülke cephanelerini ciddi oranda azaltmadığı sürece Goldring'e göre diğerlerinin onları izlemesi için fazla bir sebep yok. (SON/2010)

 

Search